E-Bülten

Anket




Sözlük

Döviz

1 $ = 3,50 TL
1 € = 4,20 TL
937125 Ziyaretçi

Menopoza Teslim Olmayın

MENOPOZA TESLİM OLMAYIN !    
Menopoz döneminizi bilinçli ve rahat geçirmeniz için öneriler

Menopoz nedir?
Menopoz, bir kadının adetlerinin kalıcı olarak kesilmesi anlamında kullanılan terimdir.
Gerçek anlamda kadının gördüğü en son adet kanamasının özel adıdır.
Menopoz yaşı genel olarak 50 yaş civarı kabul edilmekte ve ülkemizde bu yaşın herkese göre değişmekle birlikte 47-48 yaş civarında olduğu bilinmektedir.
Eğer 40 yaş ve üzerinde iseniz ve gördüğünüz son adetin üzerinden 12 ay kanamasız bir süreç yaşamış iseniz menopoz sonrası döneme girmiş kabul edilirsiniz.
Östrojen hormonundaki eksikliğiniz sadece ateş basması,terleme gibi menopoza ait klasik belirtilere neden olmakla kalmayıp,aynı zamanda yaşla birlikte kalp damar hastalıkları ve osteoporoz(kemik kaybı ve kırılganlığındaki artış)gibi ciddi hastalıkların gelişmesini de süratlendirebilmektedir.
             
Menopoz süreci nasıl ilerlemektedir?
Menopozun yaşandığı dönem üç evreye ayrılır:
Premenopoz: Son adet döneminizden 5 ile 10 yıl önce başlar ve yumurtalıklarınızda hormon üretimi kademeli olarak azalır. Adet düzensizliği başlar. Her adetinizde yumurtlama meydana gelmez ve doğurganlığınız azalır.
Perimopoz: Genellikle menopoz bulguları ile birlikte, son adet döneminizden yaklaşık bir yıl önce başlar ve bir yıl sonra sona erer.
Postmenopoz: Perimenopozun sona ermesi son adetten itibaren 1 yıl geçmesi ile başlar ve 65 yaşındaki yaşlılık dönemine kadar sürer.
 
Menopozu her kadın aynı şekilde mi yaşar ?
Kadınlar menopozu farklı şekillerde yaşarlar ve algılarlar. Bazıları için menopoz, kadınlıkta kısıtlama, doğurganlıkta kesilme ve dolayısıyla yaşlanma anlamına gelirken, bazıları içinse yeni bir özgüven ve yeni bir hayat dönemidir.
 
Östrojen hormonunun önemi nedir?
Erkek ve kadın cinselliklerinin olgunlaşmasını ve gelişimini kontrol eden hormonlara seks hormonları diyoruz.Bunlardan östrojenler ve progesteron,kadın seks hormonları olup testosteronun da içinde bulunduğu androjenler ise erkeğe ait seks hormonlarıdır.Ancak her iki cinste,karşı cinse ait hormonlar belirli oranlarda bulunmaktadır.
Menopozda meydana gelen temel hormonal değişiklik sırasında seks hormonlarınız olan östrojen ve progesteronun üretimi kademeli olarak azalır ve östrojen eksikliği klasik menopoz belirtilerine neden olup belirli hastalıkların gelişmesine yol açabilir.
Östrojen hormonu sadece kadınlık özeliklerinizi düzenlemekte kalmayıp, aynı zamanda kemikleri sağlamlaştırmakta, damar sertliğine karşı korumakta, cildin esnekliğini muhafaza etmekte,bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve tüm vücutta organik ve psikolojik açıdan olumlu etkiler göstermektedir.
 
Menopozdan nasıl etkileniriz?
Sıcak basmaları ve terleme, çarpıntı
En yaygın görülen menopoz semptomudur. Özelikle vücudunuzda ani ve rahatsız edici bir sıcaklık hissedersiniz; yüzünüz kızarır, terleme ve çarpıntınız olur. Gece boyunca sıcak basmalarının sık görülmesi aynı zamanda uykusuzluk uykunuzun bölünmesine de neden olur.
Odanın sıcak olması, stres, sıcak içecekler, özelikle kahve,alkol,baharatlı gıdalar gibi sebepler sıcak basmasını tetikler.
Bunlardan kaçınarak sıcak basması sayısını azalmanız mümkündür. Düzenli fiziksel egzersiz ve stresi azaltıcı gevşeme egzersizleri de daha iyi uyumanıza yardımcı olur.
Asıl sebebe yönelik hormon replasman tedavisi (yumurtalıklarınızın artık üretemediği hormonların hemen hemen aynısının dışarıdan yerine konarak verilmesi) ise menopoz semptomlarını en etkili şekilde azaltan tedavidir. Diğer bitkisel tedavi yöntemleri ise ancak bazı kadınlarda ve ancak sınırlı etki göstermektedir.
 
Vajinal kuruluk, kaşıntı, cinsel istekte kayıp
Östrojenlerin fonksiyonlarından biri de cinsel organlarınızın olgunlaşmasını, kanla beslenmesini ve işlevlerini normal olarak sürdürmesini sağlamaktadır. Premenopozsırasında östrojenseviyesinde görülen azalma özellikle vajina duvarında incelme ve kurumaya neden olur. Buna bağlı olarak cinsel ilişki güç, ağrılı  ve hatta imkansız hale gelir.İlişkide tahrişe bağlı kanamalar da oluşabilir.Östrojen eksikliği aynı zamanda vajinada bakteri ve virüslerin üremesine neden olup buna bağlı enfeksiyonları geliştirir.
 
İdrarını tutamama:
Farkında olmadan idrar kaçırma menopoz sonrası dönemde en sık görülen sorunlardan biridir.45 ile 60 yaş arasında kadınların yaklaşık %40’ı idrar tutamamaktan şikayetçidir. Başlangıçta öksürdüğünüzde, hapşırdığınızda veya güldüğünüz de yani karnınızdaki basınç arttığında istemsiz bir idrar sızıntısı meydana gelir. Olay ilerledikçe, sıçrama, merdiven tırmanma veya ağır yük kaldırma gibi faaliyetler de idrar sızıntısına yol açabilir. Mikroplar daha kolay mesaneye girer ve idrar şikayetleriniz daha şiddetlenip mesane enfeksiyonlarına (sistit) yol açabilirler. Gece (ve gündüz) sık idrara çıkma, tuvalete yetişememe gibi şikayetler de artar.
Menopoz sonrasında idrar tutamama şikayetlerinde östrojen eksikliği de rol oynadığından eğer bu rahatsızlığınız varsa östrojenlerle yapılan tedavi size yardımcı olabilir.İleri durumlarda ilaç ve operasyon tedavileri de gerekebilir.
 
Cilt ve saç sorunları:
Östrojen eksikliği, cildinizdeki esneklik ve sağlamlıktan sorumlu olan lifler olan kollajen ve elastinin azalmasına yol açar. Cildiniz kurur,kaşınır ve ışığa karşı duyarlılığa da artar.  
Menopozda saçlar da incelir ve parlaklıklarını yitirir, kasıklar ve koltuk altındaki kıllar azalır. Hormon yerine koyma tedavisi ile cildiniz ve saçınız bu olumsuzluklardan en az şekilde etkilenir ve yaşlanma yavaşlatılabilir.Östrojenler bağ dokusunu destekleyen kollajen ve cildin pürüzsüz ve esnek olmasını sağlayan elastin üretimini artırırlar.Bunların yanı sıra saçınızın direncini ve esnekliğini güçlendirirler.
Menopoz sonrasında vücudunuz az miktarda erkek seks hormonlarını üretmeye devam eder. Buna karşılık östrojenin azalması nedeniyle erkeklik hormonu olan androjenlerin etkisi güçlenebilir. Bu nedenle çenenizde, göğüslerinizde ve bacaklarınızın iç kısımlarında kıllar çıkabilir ve erkek tipi saç dökülmesi(kelleşme) görülebilir.Doğal östrojenle birlikte bir antiandrojen içeren hormon replasman tedavileri bu değişimleri engelleyebilir.(Bilgi için doktorunuza danışınız.)
 
Osteoporoz (Kemik kaybı ve kırılganlığın artışı):
Osteoporoz, başlangıçta belirgin şikayetler veya ağrı olmadan ilerleyen sesiz ve sinsi bir hastalıktır. Genellikle bir kırıktan sonra teşhis edilir. Fakat o zamana kadar önemli ölçüde kemik kütle kaybı meydana gelmiş olmaktadır. İlaç tedavisi ile osteoporozu önleyebilir ve kemik kaybını yavaşlatabilirsiniz. Ancak önceden yitirilmiş olan kemik kütlesi tamamen eski haline ulaşamaz. Bu nedenle hastalık başlamadan önlenmesi çok önemlidir ve kemik kaybının önlenmesinde östrojenler çok önemli bir role sahiptirler.
 
Uykusuzluk:
Menopoz sonrası ortaya çıkan uykusuzluk şikayetinizin en önemli nedenleri sıcak basmaları ve azalan östrojenin doğrudan beyin fonksiyonları üzerinde neden olduğu olumsuz etkidir. Menopoz sonrası uykuda geçen sürenizin kısalması, gece uyanmalarınız uykuya dalışta sorun yaşamanız östrojen eksikliğinin ortaya çıkardığı şikayetlerdir ve uygun bir hormon replasman tedavisiyle bu şikayetlerde düzelme sağlanır.
 
Kilo alma :
Menopoz sonrası yaşanan en büyük şikayetlerden biri de azalan hormonların etkisiyle yavaşlayan metabolizmanıza bağlı olarak kilo almanızdır. Yapılan araştırmalar 30’lu yaşlardan itibaren metabolizma hızının-bunu yağları yakma hızı olarak düşünebilirsiniz- her sene %1 yavaşladığını göstermektedir. Bu durum menopozla daha da hızlanır.(Bkz;Menopozda nasıl beslenelim?)
Menopozda kilo almanın asıl sebebinin ilaçlar değil, metabolizma ve aktivite azalmasına bağlı olduğunu unutmayalım.
 
Menopoz öncesinde genel yağ birikiminiz kalça uyluklarda iken, menopoz sonrasında vücutta androjenin daha fazla olması nedeniyle erkek vücut tipine yönelme yani bel ve göbek çevresinde yağlanma eğilimi gözlenir. Kalça ve uyluklarda birikmiş yağlara ilave olarak, göbek bel çevresindeki yağlanma, bu dönemdeki kadınların kilo artışına ve vücut şeklindeki değişikliğe neden olur. Göbek, kalça oranındaki artış, kalp damar hastalıkları açısından da risk oluşturmaktadır.
 
Sinirlilik,
Ruhsal durumda dalgalanmalar, huzursuzluk,
Çalışmakta ve konsantrasyonda zorlanma, unutkanlık,
Yorgunluk hissi gibi belirtiler de daha sık görülmeye başlar.
 
Menopoz tedavisi nedir?
Vücudunuzun artık yeterli miktarda üretemediği hormonlar ilaç olarak verilmektedir. Günümüzde 2010'lu yıllarda bu ilaçlar artık, sizin yumurtalıklarınızın menopoza girme nedeni ile artık üretemediği hormonların nerede ise aynısıdır. Hormon yerine koyma tedavisinin amacı, menopoz sırasında ve sonrasında yaşam kalitenizin yükselmesini sağlamak ve şikayetleri geçirmek olup, tedavisine başlamak için zaman ne erken ne de geçtir.
 
Menopoz tedavisi her kadına göre değişir. Tedaviye başlamak için sizin; aile öykünüz, kişisel sağlık geçmişiniz, mevcut sağlık sorunlarınız ve yaşadığınız menopoz problemlerinin yoğunluğu en önemli veriler olacaktır. Özellikle menopozun erken döneminde ortaya çıkan sıcak basmaları, gece terlemeleri, psikolojik sorunlar, uyku bölünmeleri, vajinal kuruluk gibi problemler için en etkili tedavi şeklidir.
 
Tedavinin kemik kırılganlığını yavaşlatma, vaktinde başlandığı takdirde kalp-damar hastalığı riskini düşürme, Alzheimer(bunama) hastalığından korunma gibi uzun dönemli amaçlar içinde kullanılabileceği bilinmektedir.
 
Tedavinin sizin için tıbbi olarak gerekli olup olmadığına ve ne kadar güvenli olduğuna doktorunuz ile birlikte karar vereceksiniz. Yani artık yumurtalıklarınızın ömrü bittiği için sizin üretemediğiniz hormonu alıp almama kararında sizin de söz sahibi olabilmeniz gerekmektedir. Çeşitli tedavi seçenekleriyle ilgili önceden ne denli fazla bilginiz olursa, doktorunuzla bu konuyu konuşurken o denli farkında olabileceksiniz.
Her kadın bir bireydir ve kendi sağlığı hususunda karar vermelidir. Dünyada 50 yaş ve üzerindeki kadınların sayısı artmakta yaşamları uzamaktadır. Eskiden ortalama ömür 45-50 yaş iken, artık kadınlar yaşamlarının çoğu bölümünü menopozda geçirmeye başlamıştır.
Menopoz tedavisi, kadınların hastalıklara karşı korunmasını, ömürlerinin önemli bir kısmını artık menopozda geçirdiği bu uzun dönemde sağlıklı ve kaliteli yaşamasını sağlar.